
Kasaba halkından Ender Bostancının, facebooktaki köy odası grubunda paylaşılan yazısı.
GURBETTEN SILAYA BİR ÖZLEM
Bir başkadır memleket özlemi; havasına, toprağına, suyuna başka bir özlem hayranlık duyar insan. Bunu o kasabadan dışarı çıkmamış insanlar anlayamazlar, hâlbuki her zerresinde bir güzellik vardır köyümüzün. Geçimlerini sağlamak için memleketimizin değişik ücralarına ve yurt dışına giden insanlar daha da iyi bilir hasreti, her türlü meyvenin sebzenin tadı bir başkadır; her fırsatta arkadaşlarına köyünün özelliklerini anlatmaya çalışır. Onları davet ederken, bir gün yolunuz düşerse diye başlar sözler….
Benzersizdir köyümün meyvesi, sebzesi çünkü kokusunda ve tadında hasretlik, özlem ve sevgi vardır annesinin babasının el emeği bel kuvveti vardır. Bir başka zevklidir kasabamız da bahçede yemek yemek, birtaraftan yanan ekmek sobası gelen misafirler için mis gibi kokan bazlamalar, çörekler, keteler yapılır, hele bir de köyümüzün bir lezzeti var ki tadını anlatmaya kelimeler yetmez bahçeden kopartılan kıpkırmızı domatesini tuzlayıp yemenin zevki bir başkadır. Kuşların değişik sesleri, iğde kokusu, havada esen ılık rüzgar, başka açar insanın iştahını. Yaz ayları buluşma ayıdır kasabamızda. Her evin önü, kasaba meydanı ve kahvehaneleri dolup taşar. Yaz ayı, her gün değişik evlerden davul zurna sesleri yükselir, her gün bir başka düğün.... Sabahları pancar, mısır ve domates tarlalarında çalışan köyümüzün gençleri akşama süslenir ve gelir düğün evine. Ve başlar zurnacı o güzelim zurnasını yanık yanık çalmaya , ilk önce dertli dertli çalar, sonra düğün saati başlar. Köyümüzün yaşlısından gencine tutuşurlar halay başına Sivas üç ayaktan pekmezine, ağırlamasına ile devam eder. Eskiden kasabanın her tarafı halay çekilerek gezilirdi, önceden daha güzel geçerdi kasabamızın düğünleri, sinsin diye çok güzel bir oyun vardı bir daire şeklinde toplanan insanlar ortada yanan tekerlek ve odun ateşinin etrafında davul zurna eşliğinde oynamaya başlar, birde ortacı vardır elinde ya değnek yada kürekle daireyi bozan kişilere ayaklarına vurur gibi yapıp daireyi düzene sokmaya çalışır. Bende küçükken hep özenirdim seyrederken sinsin oynayanlara, büyüyünce böyle sinsin çekeceğim derdim içimden.. Sonra aralardan bir deve çıkardı birde kambur adam birden hızlıca kalabalığın arasına girer herkes bir yana kaçardı.. Sonra düğün biterken lokum bisküvi dağıtılırdı, hem kınada hem düğünlerde çok severdim iki bisküvi arasına lokum koyup yemeyi...
Öyle sıcakkanlı, öyle güzel bir halkı var ki benim köyümün, başka illerde bulamadığım.. Yaşlısından gencine birbirlerine yaptığı şakalar,konuşmalar insanda ne dert bırtakır ne keder. Zaten köyümüze gelen öğretmenlerin ve sağlık memurlarının bizim köyden ayrılmak istemeyişlerinden bunu anlayabilirsiniz.
Sivrisinden, yerdaşına, cinganasından, atoğluna,maltepesinden eşşek damına gelip görün köyümü. Romatizmalarınız içinde unutmayın tuzgölünü...
Anlatmaya çalışsamda anlatamadım eminim; çünkü gelin yerinde görün isterim....
Ve gelir çatar izin bitiş günü yine hasret ve özlem başlar daha yola çıkmadan, gelecek seneki izni konuşmaya başlarsın ki içindeki üzüntüyü biraz bastıra bilmek için. Son kez koklamaya çalışırsın derin derin içine çekerek havasının kokusunu. Eskiside yeniside çok güzel benim için kasabamın. Çünkü her şey birlik ve beraberlik içinde güzeldir. Gelin senede bir kez olsun memleketimizi ziyaret edelim unutmayalım ve unutturmayalım, dünyanın gıpta ettiği birlik ve beraberliğimizi çocuklarımızla yaşatmaya çalışalım. Senede bir kez olsun annemizi ve babamızı sevindirelim çünkü onların en büyük sevinci bizleriz…
ENDER BOSTANCI












